22 Mayıs 2011 Pazar

Bu yazıyı yazmak kaderde yoktu aslında....ben yazdım yine de ! :)

Kader ile kaderciliği aynı şey olarak gören bünyeler tanıyorum.
Kraldan çok kralcı olmak var bir de,üç aşağı beş yukarı sistem aynı:)

"Kaderci olmak demek ,hayatını yaşamamaktır aslında... Kaderciysen, bilinen bir şarkıyı sadece playback yaparak sunmuş olursun......
ama kadere inanıp yine de kaderci olmazsan kendi şarkını yazar söylersin.."

Elbette seçimlerimizin önceden belirlenmiş bir doğrusu vardır;ancak hep söylerim ki Tanrı senaryoyu yazar;gerisini sana bırakır oyna diye...iyi oynarsan,iyiyi seçersen ödülünü alırsın...ama sana sunulan rollerden,beceremediğin,hata yaptığın olursa ,eline yüzüne bulaştırırsın ve o zaman kalkıp da "senaryo kötüydü "diyemezsin..senin oyunculuğuna bakar çünkü iş...üstlendiğin roldür esas olan!!
Ya da şöyle çok basit bir örneklendirmeyle ele alırsak; etrafımız kötü insanlarla dolu..iyi olmak ve kötü olmak Tanrı tarafından iki ayrı yol olarak sunulmuşken,sen seçimini kötü olmaktan yana kullanırsan ,kötü yolu seçersen kimse buna" kaderi kötü olmakmış"
demez.Şayet kaderinde kötü olmak varsa,bir gün bedelini ödeyeceği bir ilahi adalet olmazdı."Madem Tanrı beni kötü yarattı,yargılamaz "derdi o zaman herkes.
Uzun lafın kısası hayatımızda yaptığımız,yaşadığımız herşey ,Tanrının hakim olduğu yolda ,aslında bizim seçimimizdir..Kadere inanın....ama kaderinizi kendiniz yazın...

"Kader diyemezsinn,sen kendin ettin" diyebilmeye şans yaratın..Bu da bir şanstır..

by pi_3,14  (nisan 2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder